islamgezginleri
hos geldiniz lütfen üye olunuz


islamgezginleri


 
AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
En son konular
» Allah Kötülüğü De İyiliği De Murad Eder
Paz Ocak 20, 2013 8:10 pm tarafından Selsebil

» Allah Her Şeyi Önceden Yazı İle Yaratır
Paz Ocak 20, 2013 8:09 pm tarafından Selsebil

» Nefsin mertebeleri
Paz Ocak 20, 2013 8:05 pm tarafından Selsebil

» İnsanda bir kemik hariç hepsi çürür
Çarş. Ara. 26, 2012 8:41 pm tarafından Selsebil

» ----İnsan----
Çarş. Ara. 26, 2012 8:21 pm tarafından Selsebil

» Kalbin Manevi Halleri
Çarş. Ara. 26, 2012 7:58 pm tarafından Selsebil

» Rahata Kavuşamadın Diye Üzülme Çünkü Rahat ve Huzur Cennette Haberin Devamı: http://www.rehberim.net/forum/islam-ve-insan-216/55580-rahata-kavusamadin-diye-uzulme-cunku-rahat-ve-huzur-cennette.html#ixzz2FWcRgspF
Çarş. Ara. 19, 2012 8:47 pm tarafından Selsebil

»  Bir tevekkül iliştir kalbime ey Rabbim!
Çarş. Ara. 19, 2012 8:41 pm tarafından Selsebil

Similar topics
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
Ocak 2017
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
      1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031     
TakvimTakvim
ONLİNE HAC REHBERİ
3D MEKANLAR

Paylaş | 
 

 "Amentü"deki Hayat

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Selsebil
Site Yöneticisi

Site Yöneticisi


Ruh Hali :
Lakap : islamgezginleri
Rep Gücü : 1396
Nerden : Topraktan

MesajKonu: "Amentü"deki Hayat   Çarş. Ara. 19, 2012 8:24 pm

"Amentü"deki Hayat


İSLÂM'IN "amentü" sü, ALLAH'a meleklere, peygamberlere, kitaplara, ahiret gününe ve kadere inanmayı içine alır. Bu inanç çerçevesi, İsl''m'ın hayatı ve kainatı yorumlarken, ana bakış açısını belirler. Buna göre "amentü", dil ile kalb arasında biten bir akit değil, bütün bir varlığı yorumlayan temel disiplindir. Bu disiplinin mihveri ise ALLAH inancıdır. ALLAH inancı ile başlayıp ahiret inancı ile tamamlanan "amentü" dünyasında, insanın varlığı bir anlam kazanır. İnsan, yaratılışının, yaşayışının ve ölümünün izahını bulur. Yoktan var edilmek, çizilen belirti çerçevede yaşamak ve ahirette hesap vermek. "Amentü" ile, insanın girdiği mecra bu şekilde belirlenir. Böyle bir mecrada insanın hayatı kendine özgü bir yapı kazanır. İnananınki farklı, inkar edeninki farklı.

"AMENTÜ" ÇERÇEVESİ / ALLAH'A İNANINCA

Böyle bir "amentü" anlayışı, kişiye, imanla hayatı birbirinden ayırma hakkı vermez. Yani, "inanç insanın kalbinde kalmalı. Hayatı da kafası estiği gibi yönlendirmeli" düşüncesi, İsl''m'ın "amentü"sü ile bağdaşmaz. İsl''m'ın "amentü"sünün çerçevesi şudur:

ALLAH mutlak kudret sahibidir. İnsanı, yaratan, yoktan var edendir. İnsan, varlığını, yalnızca ALLAH'ın yaratışına borçludur. İnsanın, kendi kendine bir varolma gücü yoktur. İnsan hem varoluşu ile, hem de ömür süresi ile sadece ve sadece ALLAH'ın dilemesi eseridir. Neml Suresinin 60 ila 64. ayetleri, bu manada insanı adeta sarsar:

"Gökleri ve yeri kim yarattı? Size gökten (kim) su indirdi de onunla sizin bir ağacını dahi bitiremeyeceğiniz gönül açan bahçeler bitirdi? ALLAH ile beraber başka bir tanrı ha? Hayır, onlar (haktan) sapan bir kavimdir.

"Yahut şu dünyayı durulacak yer yapan, aralarından ırmaklar çıkaran, orada sağlam dağlar kuran ve iki deniz arasına bir perde koyan kimdir? ALLAH ile beraber başka bir tanrı ha? Hayır onların çoğu (tevhidi) bilmiyorlar.

"Yahut, dua ettiği zaman darda kalmışa kim yetişiyor da kötülüğü (onun üzerinden kaldırıp) açıyor ve sizi (eskilerin yerine) yeryüzünün hakimleri yapıyor? ALLAH ile beraber bir başka tanrı ha? Ne de az düşünüyorsunuz.

"Yahut karanın ve denizin karanlıkları içinde size yol gösteren kim? Rahmetinin önünde rüzgarları müjdeci gönderen kim? ALLAH ile beraber bir başka tanrı ha? Haşa, ALLAH onların koştukları ortaklardan çok yücedir, münezzehdir.

"Yahut, yaratmağa kim başlıyor. Sonra onu kim iade ediyor (ölüp ortadan kalkan şeyleri yeniden yaratıyor) Sizi yerden ve gökten kim rızıklandırıyor? ALLAH ile beraber bir başka tanrı ha?...."

Bu ayetlerin manası gayet açıktır. ALLAH, insana, bizzat insanın varlığı da dahil olmak üzere, yaratılmış her şeyin, ALLAH ile kaim olduğunu ve inancını yalnız ona yöneltmesi gerektiğini ihtar ediyor.

AMENTÜ'YÜ PARÇALAMAMAK / PEYGAMBER VE KİTAP

ALLAH inancını, peygamber ve kitap inançları bütünlüyor. ALLAH insanı başıboş bırakmıyor. Yaratıyor ve ona bir yaşama modeli veriyor. Bunu tebliğ edenler peygamberler... Peygamber, insana ilahi yaşama modelini yani kitabı getiren insan. Demek, ALLAH'a, peygamberlere ve kitaplara inanan bir insan, "ALLAH'ın kendisini yarattığına, hayata ve kainata mutlak hakim olduğuna, insanı başıboş bırakmadığına, ona bir yaşama modeli verdiğine, bu modelin vahiy kanalıyla ve peygamberler vasıtasıyla insana ulaştığına" inanıyor olmalıdır. ALLAH'a inanıp da, onun insanı başıboş bıraktığını düşünen kişinin "amentü"sünde bir parçalanma vardır? İlahî hükümleri kabul etmeyen, peygamberin tebliğini kabul etmeyen kişinin de öyle.

PEYGAMBER ve kitap inancı, insanın önüne "din" mefhumunu getirir. Din, ilahi yaşama modelidir. Peygamber gerek ALLAH'ın kendisine ulaştırdığı vahiyle, gerekse vahyin murakabesindeki yaşama tarzı ile insanlara "din"lerini öğretir. Onlara "ALLAH böyle yaşamanızı buyuruyor. Böyle yaşarsanız, insanca yaşamış olursunuz. Fıtratınıza sadakat gösterirsiniz. Aksi halde, belirlenen sınırları taşarsınız" der. hz. Muhammed (sav) -aleyhisselatü vesselam- ALLAH'ın bir peygamberidir. Kur'an da, ALLAH'ın hz. Muhammed (sav) (s.a.s.) vasıtasıyla insanlara bildirdiği temel yaşama modelini yani "din"i belirleyen ana belgedir. Hazreti Peygamber, bu ana kitabı yaşayarak, hayatına yansıtarak, şahsında örnekleyerek, bize bir hayat çerçevesi sunmuştur. Öyleyse, ALLAH'a, peygamberlereve kitaplara inanan, "amentü" diyen insanın, bu hayat çerçevesini de aynı iman duygusu içinde kabul etmesi zarureti vardır. Bu "amentü" ile başlayan fikrî silsilenin uzantısıdır. Bunun üzerinde tartışanlara Kur'an'ın bakışı şöyledir.

"ALLAH ve Resûlü, herhangi bir hususta hüküm verdiği zaman, mü'min bir erkeğin ve mü'min bir kadının işlerinde başka yolu seçme hakları yoktur. Kim ALLAH'a ve Resûlüne isyan ederse, şüphesiz ki o, açıkça sapıtmıştır." (Ahzab, 33/36).

"ALLAH'ın ayetleri üzerinde ancak kafirler münakaşa ederler..." (Mü'min, 40/4)

"Ayetlerimiz onlara açık açık okununca, bizimle karşılaşmayı ummayanlar Peygamber' e şöyle dediler: "Bize bundan başka bir Kur'an getir. Veya bunu değiştir". Ey Muhammed, onlara şöyle de: "Onu kendiliğimden değiştirme yetkisine sahip değilim. Ben de ancak bana vahy olunana tabi oluyorum." (Yunus, 10/15).

"Yoksa siz, Kitab' ın bir kısmına inanıp, bir kısmını inkar mı ediyorsunuz?" (Bakara, 2/85)

"Ey Resûl! Ağızlarıyla 'inandık' deyip, kalpleriyle inanmamış olanlardan ve Yahudilerden küfürde yarış edenler seni üzmesin... Onlar yalana kulak verirler. Sana gelmeyen bir topluluğa kulak verirler. Kelimeleri yerlerinden değiştirirler...." (Maide, 5/41)

"Kitap ehlinden ALLAH'a ve Ahiret gününe iman etmeyenler, ALLAH'ın ve peygamberinin haram kıldığını haram saymayanlar ve hak din olan 'İsl''m'ı din edinmeyenlerle, boyun eğip kendi elleriyle cizye verinceye kadar cihad edin..." (Tevbe, 9/29)

"De ki, siz ALLAH'a dininizi mi öğreteceksiniz?,.." (Hucurat, 49/16)

"Onlar, kendilerine gelmiş bir hüccet olmaksızın ALLAH'ın ayetleri hakkında mücadele edenlerdir. Bu gerek ALLAH indinde, gerek iman edenler katında büyük buğzu muciptir. ALLAH her büyüklük taslayan zorbanın kalbini işte böyle mühürler." (Mü'min, 40/35)

AMENTÜ'DE SAMİMİYET

Kur'an'ın ifadeleri gayet açıktır. Demek ki "amentü" ile belirli bir akit yapan insanın, ALLAH ve Resûlü, herhangi bir konuda bir hüküm ortaya koymuşsa, ondan başkasını seçme hakkı yoktur. Buna isyan eden Kur'an mantığında "sapık" olarak kabul ediliyor. Sonra, ALLAH'ın ayetleri, yani belirlediği hayat modeli üzerinde tartışma açan "amentü" dünyasının dışına çıkmış yani "kafir" olarak niteleniyor. Kur'an'ın değiştirilmesini, başka bir kitabın getirilmesini isteyenler, Kur'an'ın bir kısmına inanıp bir kısmını içlerine sindiremeyenler, Kur'an'ın ifadeleri üzerinde kendi "heva ve hevesleri" istikametinde tasarrufta bulunmaya kalkışanlar, ayetleri vazedildikleri yerlerden başka şekilde yorumlamaya teşebbüs edenler, ALLAH'ın haram kıldığını haram saymayanlar, ALLAH'ın ayetleri üzerinde mücadele edenler ve... netice itibariyle İsl''m'ı din edinmeyenler... Bunlara Kur'an'ın büyük tehdidi var. Bunlar "amentü" deseler bile, Kur'an bunların "amentü"sünde samimiyet bulmuyor. "Tutarlılık" görmüyor. İnançlarını gerçek inanç saymıyor.

"Gördün mü o heva ve hevesini tanrı edinen kimseyi?" diye soruyor Kur'an. Hayatı, kendi arzularının çevresinde dokuyan kimseyi gerçek ALLAH inancının karşısında nefsini putlaştırma teşebbüsü ile suçluyor. Bir başka ayette Hıristiyanlardan ve Yahudilerden bahsedilirken "Onlar, ALLAH'ı bırakıp bilginlerini, rahiplerini ve Meryem Oğlu İsa'yı tanrılar edindiler." diye buyuruyor. Bu ayeti duyan Adiy b. Hatem (r.a.), Hz. Peygamber'e (s.a.s.), söz konusu grupların, zikredilen kişileri "ilah" kabul etmediklerini belirterek, ayetten ne kastedildiğini sorunca Hz. Peygamber (s.a.s.) şunu söylüyor:

"Onlar helali haram, haramı da helal kılıyor, halk da onlara uymuyor mu?"

Evet, Kur'an mantığında ALLAH inancı ile hayatı düzenleme hakkı arasında koparılmaz bir bağ bulunmaktadır. Kur'an'ın mantığında "Yaratan kim ise, hayatıda o düzenlesin" esprisi vardır. Ve bu espri, insan için sonsuz bir hayat umdesi verir.

HAYATA YANSIYAN AHİRET

İsl''m "amentü"sünde, ALLAH, kitap ve peygamber inancını bütünleyen diğer doku, "Ahiret" inancıdır. Ahiret, yani öldükten sonra diriltilip, dünya hayatında, belirlenen çerçeveye ne kadar uyduğunun hesabının verileceği hayat alanı... Ölümden sonra yeni bir hayatın varlığına olan inanç da, gerisin geriye, dünya hayatını biçimlendiren bir özellik taşımaktadır. İnsan, daha dünyada iken hayatının bir gün mutlaka hesabını vereceği başka bir aleme gideceğine inanmakta ve bu hayatına bir "ahiret gölgesi" düşmektedir. Kur'an, insan hayatında, ölüm ötesi şuurunun, ikinci bir hayat gibi yaşamasını bir sorumluluk duygusu gibi, bir denizin içinden akan ikinci bir ırmak gibi akmasını istemektedir. Ölmeden önce ölüm duygusunu kazanmak, dünyayı ahiretin tarlası gibi bilmek, işte İsl''m "amentü"sündeki ahiret inancının, mü'minin hayatına getirdiği sorumluluk duygusu. Bu duyguyu, insana kazandıracak başka hiçbir inanç manzumesi olamaz. ALLAH inancı... Kitap ve peygamber inancı... Ahiret inancı... İnsanın hemcinslerine karşı, insanın tabiata karşı, insanın bütün varlıklara karşı sorumluluk hissinin tek kaynağı bu inanç manzumesidir. Bunun dışında insanı bağlayan hiçbir güç olamazdı, ve olamaz. Nitekim olmamaktadır.

HÜMANİST DÜŞÜNCELERİN İZAHSIZLIĞI

HÜMANİST düşünceler -yani bütün değer ölçülerini insanda bitiren teoriler temelde ALLAH'a inançsızlığa dayanırlar. Bu teorilerin hiçbirisinde insanın varoluşuna tutarlı bir izah getirilememiştir. Ölüm ötesine de izah yoktur. Bu, insana, dünyada sınırlı sürede yaşama, kendi değerlerini kendince üretme ve yok olma imkanı demektir ki, burada, bütün insanlığı kucaklayacak cihanşümul değerler yerine fertte başlayıp fertte biten, meşruiyetini ferdin kendi "neva ve heves" inden alan değerler söz konusudur. Bu düşüncenin, insanın insana karşı sorumluluğunun kaynağını izah etmesi mümkün değildir. Neden bir başkasına karşı sorumluluk duyulmalıdır? Bağlayıcı değer nedir? Annemizi neden severiz? Babamızı, çocuğumuzu neden severiz? Neden evleniriz? Yaşlıya saygının özünde ne vardır? Bir hayvana zulmetmenin veya etmemenin tercihinde sebep nedir? Şu ağacı dikmek veya kesmekteki saikleriniz nelerdir? Gücü elinde bulunduran insanı, zulmetmekten alıkoyacak sebep ne olabilir? Sadece insanlardan korku mu? İnsanlardan korkusu kalmayan bir güç sahibi, her türlü zorbalığı kendisine mübah görebilmeli mi? Dünyayı, ALLAH'a, onun belirlediği hayat modeline ve ahiret gününe inançtan yoksun hale getirdiğiniz takdirde, geriye sadece "kaos" kalır. Acaba o durum, kıyametin eşiğimidir? Bütün insanlığı, mutlak adaletin terazisine koyacak olan hesap gününün habercisi mi?

İNANÇLARIMIZI TAHLİL ETMEK

Burada, meseleyi müşahhasta ele alarak iki şeyi vurgulayabiliriz.

Birincisi, ALLAH'a iman ettiklerini, diğer inanç umdelerine bağlı olduklarını söyledikleri halde, hayatı düzenleme hakkını ALLAH'a vermekten kaçınan, "dünyayı şu kadar sene evvel geldiği farzedilen hükümlerle mi yöneteceğiz" diye ALLAH'ın hükümlerini kendilerince yargılamaya çalışan insanların durumudur. Bunların bu sözlerinin tutarlı olup olmadığını değil, inanç durumlarını değerlendirmek, bu yazının çerçevesine daha uygun düşer. Bu sözler, ya gerçek bir inançsızlıktan kaynaklanmaktadır, ya da inancını asıl boyutlarıyla temessül edememekten..

Hayatta, ikisinin de örnekleri bol bol görülebilir. Bu düşüncenin özünde "ALLAH insanları yaratmış ve ne haliniz varsa görün demiştir" gibi, İsl''m "amentü"sü ile bağdaşmayan sakat bir düşünce vardır. Bu noktada, inançsıza söyleyecek pek bir sözümüz olamaz. ALLAH ona hidayet versin, diye dua edilebilir ancak. İnancını gerçek netlik içinde özümleyemeyen ise, elifbasından başlayarak yeniden öğrenmek, "amentü"yü en ince nüanslarına varıncaya kadar özümlemek durumundadır.

İkincisi ise, gerçek mü'minin durumudur. O zaten "İman yetmiş küsur şubedir... Haya da imanın "bir şubesidir." gibi imanı hayatla birleştiren Peygamber buyruklarını özünde duymaktadır. O hep, inançlarının ısıttığı bir hayatı yaşama özlemindedir. Bulunduğu her ortamda, ALLAH'ın mutlak murakabesinde olduğunu bilir, Peygamber'in (s.a.s.) ALLAH'tan getirip tebliğ ettiklerine uymanın heyecanını ve sancısını taşır. Yüreğinde hep, ahiretten bir ürperti besler... Bütün bu duyguları, ALLAH'ın rahmetinin sonsuzluğuna olan iman ve ümitle birleştirir.

Dünyayı ALLAH için fetheder. Hayatından başlamak üzere her şeyi ALLAH'ın mutlak "hükmüne açar. İmanı ile hayatını bütünleştirir. Ne mutlu o mü'mine...


Alıntı

http://islamgezginleri.to-relax.net/
iyi bilin ki gönüller,ancak Allah C.c'ıanmakla huzur bulur. Ra'd 28
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
"Amentü"deki Hayat
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Ölüm anı ve kabir

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
islamgezginleri :: (¯`·.(¯`·.İslami Konular.·´¯).·´¯) :: Dini Konular :: Ahiret ve Kıyamet-
Buraya geçin: