islamgezginleri
hos geldiniz lütfen üye olunuz


islamgezginleri


 
AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
En son konular
» EN ESKİ VE EN GUVENİLİR
Cuma Şub. 10, 2017 9:51 am tarafından furkan54

» EN ESKİ VE EN GUVENİLİR
Cuma Şub. 10, 2017 9:49 am tarafından furkan54

» Allah Kötülüğü De İyiliği De Murad Eder
Paz Ocak 20, 2013 8:10 pm tarafından Selsebil

» Allah Her Şeyi Önceden Yazı İle Yaratır
Paz Ocak 20, 2013 8:09 pm tarafından Selsebil

» Nefsin mertebeleri
Paz Ocak 20, 2013 8:05 pm tarafından Selsebil

» İnsanda bir kemik hariç hepsi çürür
Çarş. Ara. 26, 2012 8:41 pm tarafından Selsebil

» ----İnsan----
Çarş. Ara. 26, 2012 8:21 pm tarafından Selsebil

» Kalbin Manevi Halleri
Çarş. Ara. 26, 2012 7:58 pm tarafından Selsebil

Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
Kasım 2017
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
  12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930   
TakvimTakvim
ONLİNE HAC REHBERİ
3D MEKANLAR

Paylaş | 
 

 Bediüzzaman Said Nursi Hz.nin 24 Saati

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
güller
Gelişmiş üye
Gelişmiş üye
avatar

Ruh Hali :
Lakap : güller
Rep Gücü : 1693
Nerden : Dünya misafirhanesinde yolcu.

MesajKonu: Bediüzzaman Said Nursi Hz.nin 24 Saati   Paz Ocak 10, 2010 4:55 pm

Bediüzzaman Said Nursi Hz.nin 24 Saati



Bediüzzaman hazretlerinin halen hayatta olan talebelerinden Hüsnü Bayramoğlu ağabeyin dilinden Bediüzzaman’ın 24 saati;


“Biz Hazreti Üstâd’ın ma'nevî vazîfesini bilemiyoruz. Ancak görünen zâhirî hayâtının şâhidiyiz. Özetleyecek olursak:

*Kışın beş saat uyurdu. “Fıtrî uyku beş saattir” derlerdi.

*Yazın erken kalkardı. Gündüz az uyurdu. (kaylule uykusu)

*Yatsı namazını kıldıktan sonra yatarlardı.

*Teheccüt namazına devam ederlerdi. Teheccüh namazından sonra sabah namazına kadar duâlarını okurlardı. Ve sabah namazının hemen öncesinde duâ bağışlama vakti vardı. O zaman yanına girmezdik. Büyük bir levhâda mubârek zatların isimleri yazılı idi. Onları tek tek okuyarak bağışlardı. Gündüz çay içerken Tahmidiye ve Sekine okurdu.

*Sabah namazını cemaatle kılardı. İki cemaat olurduk. Bir iki kişi Üstad Hazretleri ile cemaat olurken, diğer âbiler ikinci bir cemaat yaparlardı.

*Sabah namazından sonra ders yapardık. Dersi sıra ile herkes okurdu ve kuşluk vaktine kadar devam ederdi.

*Kuşluk namazı kılarlardı.

*Tesbîhat yaparlardı. Tesbîhatı bazen biz okurduk, kendileri dinlerdi. Ondan sonra Risâle-i Nûr neşri ile uğraşırlardı. Ve bir harf yanlışlığını dahi yakalayıp düzeltirlerdi. Bazan karşılaştırma sûretinde yapardık. Bazen de kendisi yeni yazılmış bir nüshayı okuyarak (başka bir yere bakmadan) tashih ederlerdi.

*En ağır hastalık anlarında dâhi tashîhat işini aksatmazlardı. Tashîhat sırasında diğer işleri tehir ederlerdi. Risâle-i Nûr hizmeti (neşir ve tashîhi) ile iştigal ederken hiç uyumazlardı.

*Ziyârete gelenler, eğer kendi maddî, manevî işleri için gelmişlerse, “Kardaşım, ben hastayım” der kabul etmezlerdi. Eğer Risâle-i Nûr hizmeti ilgili herhangi bir mes’ele için gelmişlerse, hiç bekletmeden kabul ederlerdi.

*İkindi namazından sonra da topluca ders yaparlardı.

*İki öğün yemek yerlerdi. Yemekleri çok sâde ve az idi. Sefer tası içine biraz pirinç atar, bir çay kaşığı tereyağı koyardık, bazen üzerine bir iki kaşık yoğurt katılırdı. Bunun içine küçük küçük ekmek doğrarlardı. Bunu dâhi bitirmez bizlere ikram ederlerdi. Biz de teberrüken yerdik. Kendisi sanki yemeden yaşardı. On beş yirmi günde bir, yüz gram koyun eti aldırır ve ondan dört adet köfte yaparlardı. Ve bu köfteyi iki gün yerlerdi. Tuzu yok denecek kadar az kullanırdı. Yemekten sonra iki saat boyunca su içmezlerdi. Zehirlenmeden dolayı çok harâret basardı. Su içmek için saate bakardı ve “daha beş dakîka var iki saat dolmadı” derlerdi.

*Hazret-i Üstâd’ın durumu ile karşılaştırınca, biz çok fazla yiyorduk. Bazen bize latîfe olarak “Kardeşlerim! Siz böyle yerseniz ben sizin geçiminizi temin edemem. Benim zâten param yok. Sizleri göndermek zorunda kalırım. O zaman da hizmete zarar olur. . . (sonra da) “Yiyin kardeşim, bizde riyâzet yoktur. Helal olsun sizlere” derlerdi. (Önce îkâz edip ders veriyor sonra da gönlümüzü alıyordu. )

*Üstad Hazretleri namazlarını vaktin evvelinde kılarlardı. Akşam ile yatsı arasında kimseyi kabul etmezlerdi. Yatsı namazını kıldıktan sonra istirahate çekilirlerdi. Yirmi dört saatlik zaman aşağı yukarı böyle geçerdi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.hakikatdamlalari.net/
güller
Gelişmiş üye
Gelişmiş üye
avatar

Ruh Hali :
Lakap : güller
Rep Gücü : 1693
Nerden : Dünya misafirhanesinde yolcu.

MesajKonu: Geri: Bediüzzaman Said Nursi Hz.nin 24 Saati   Paz Ocak 10, 2010 4:55 pm

Özellikle yaz aylarında günlerce Çam Dağı’nda kalır, çalışmalarına ve ibadetlerine burada devam ederlerdi.
Çam Dağı Eğirdir Gölü’ne bakan, muhteşem manzaraya sahip, çok güzel bir yerdi. Havası temiz, suyu lezzetliydi.

Burası için “Ben bu menzilleri Yıldız Sarayı’na değişmem” derdi Bediüzzaman...
Dağın tam tepesinde, bir ağacın başında, kuru dallardan yapılmış mütevazı bir “köşk”ü vardı. Derme çatma bir merdivenle çıkılırdı buraya...
Bu kulübecik zaman içinde bozulur, dal parçaları çürür ve tamire ihtiyacı olurdu.
Baharla birlikte yine talebeleriyle bu dağa çıkmışlardı. Kulübeciğin tamir edilmesi gerekiyordu. Etraf bütünüyle ağaçlarla çevrili olduğundan odun temin etmek zor değildi. Birkaç ağacın dalı bu işi görmeye yeterliydi.
Bu işi yapmak için hazırlanan talebelerine Bediüzzaman sıkı sıkı tembih etti:
– Sakın ağaçları kesmeyin. Kuru odun parçalarıyla işinizi görün.

– Üstad’ım, birkaç dal parçasını kessek ne olacak? Her taraf zaten orman, dediklerinde Bediüzzaman şu cevabı verdi:
– Hayır onlar da Allah’ı zikrediyor. Kuru dalları toplayın, işinizi onlarla görün.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.hakikatdamlalari.net/
güller
Gelişmiş üye
Gelişmiş üye
avatar

Ruh Hali :
Lakap : güller
Rep Gücü : 1693
Nerden : Dünya misafirhanesinde yolcu.

MesajKonu: Geri: Bediüzzaman Said Nursi Hz.nin 24 Saati   Paz Ocak 10, 2010 4:55 pm

Üstad’ım, bize dua eder misiniz, dedi.
Uzak bir yoldan gelmişti. Eserlerini okuduğu Bediüzzaman’ı görmek, hayır duasını almak istemişti.
– İnşaallah kardeşim, dedi Bediüzzaman:
– Dua ibadetin özüdür. Kulun Rabbine en yakın olduğu andır.
– Adın neydi, diye sordu.
– İbrahim, diye karşılık verdi misafiri.

Bediüzzaman, uzunca bir liste çıkardı ve sonuna İbrahim’in de adını ilave etti.
Listede yüzlerce isim vardı.
– Üstad’ım, merak ettim. Bu liste nedir, dedi.

Bediüzzaman, listeyi başucuna koydu ve şöyle cevapladı:
– Nasıl ki bir yere mektup attığında, zarfın üzerine adresi yazarsan, gideceği yere doğru gider ve istenilen yere çabuk ulaşır. Aynı şekilde, dua edeceğin kimseyi de ismiyle anarsan aynı şekilde Cenab-ı Hakkın dergâhına öyle ulaşır.

İbrahim, başını salladı:
– Tamam Üstad’ım, dedi.

Bediüzzaman devamla şu dersi verdi misafirine:
– Hem gıyâbî yapılan dua daha makbuldür. Çünkü ben senin ağzınla günah işlemedim, sen de benim ağzımla işlemedin. Cenab-ı Allah bir mü’minin diğer mü’min kardeşi için yaptığı duayı kabul eder. Dua bir iksirdir, toprağı gümüş yapar, gümüşü de altın yapar.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.hakikatdamlalari.net/
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Bediüzzaman Said Nursi Hz.nin 24 Saati   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Bediüzzaman Said Nursi Hz.nin 24 Saati
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
islamgezginleri :: (¯`·.(¯`·.KüLTüR-eDeBiYaT.·´¯).·´¯) :: -RİSALELER :: Risale-i Nurdan Makaleler-
Buraya geçin: