islamgezginleri
hos geldiniz lütfen üye olunuz


islamgezginleri


 
AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
En son konular
» Allah Kötülüğü De İyiliği De Murad Eder
Paz Ocak 20, 2013 8:10 pm tarafından Selsebil

» Allah Her Şeyi Önceden Yazı İle Yaratır
Paz Ocak 20, 2013 8:09 pm tarafından Selsebil

» Nefsin mertebeleri
Paz Ocak 20, 2013 8:05 pm tarafından Selsebil

» İnsanda bir kemik hariç hepsi çürür
Çarş. Ara. 26, 2012 8:41 pm tarafından Selsebil

» ----İnsan----
Çarş. Ara. 26, 2012 8:21 pm tarafından Selsebil

» Kalbin Manevi Halleri
Çarş. Ara. 26, 2012 7:58 pm tarafından Selsebil

» Rahata Kavuşamadın Diye Üzülme Çünkü Rahat ve Huzur Cennette Haberin Devamı: http://www.rehberim.net/forum/islam-ve-insan-216/55580-rahata-kavusamadin-diye-uzulme-cunku-rahat-ve-huzur-cennette.html#ixzz2FWcRgspF
Çarş. Ara. 19, 2012 8:47 pm tarafından Selsebil

»  Bir tevekkül iliştir kalbime ey Rabbim!
Çarş. Ara. 19, 2012 8:41 pm tarafından Selsebil

Similar topics
    Arama
     
     

    Sonuç :
     
    Rechercher çıkıntı araştırma
    Ocak 2017
    PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
          1
    2345678
    9101112131415
    16171819202122
    23242526272829
    3031     
    TakvimTakvim
    ONLİNE HAC REHBERİ
    3D MEKANLAR

    Paylaş | 
     

     Sırat'ta Yürür Gibi - Ahmet Taşgetiren

    Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
    YazarMesaj
    formislam
    Üye
    Üye


    Lakap : GÖLGE
    Rep Gücü : 29
    Nerden : Gaziantep

    MesajKonu: Sırat'ta Yürür Gibi - Ahmet Taşgetiren   Paz Mart 14, 2010 10:46 pm

    Sırat'ta Yürür Gibi




    Ahmet Taşgetiren




    "Allah, arınmış, ak pak olmuş olanları sever..." (Tevbe,
    9/ 108) Bu,
    küllî bir arınma çağrısı.

    Namazın önünde arınmak var. Arınmanın özellikle manevi boyutu demek
    olan "Hades'ten
    taharet"
    özenle üzerinde durulacak bir ilke. Namaz, şuurlu bir
    tarzda, ahidlerini
    yenilemek için Allah'ın huzuruna çıkmak demek. Allah Rasûlü (s.a.), "namazın
    evinizin
    önünden geçen ırmakta günde beş vakit arınmak demek olduğu"
    nu ifade
    buyuruyor. Demek ki her namazda, Rabbin huzuruna çıkarken, "arınmışlık
    hissi"
    ni
    kuşanabilmek gerekiyor. Yani kalbimizden emin olmak... "Yüreğim,
    Senin huzuruna
    çıkabilecek arınmışlık, ak-paklık içinde Rabbim, bak kalbime..."

    diyebilmek...

    İşte bu arı-durulukta buluştuğumuz her namazda ve her rekatta dua
    ederiz.

    "Bizi sırat-ı müstakime (müstakim bir yola) yönelt.." deriz.

    Sanki sırat-ı müstakim, ahiretteki Sırat'ın dünyaya izdüşümüdür.
    Sanki
    burada yürümeyi başaranlar, orada da, o ince, ipince yolda da yürümeyi
    başaracaklardır.

    Sanki yürümeyi başaramamak ve çizgiden her çıkış, felâket, yıkım,
    hüsran,
    perişanlık anlamına geliyor...

    Müstekîm olmak, onun için çetin, çetrefilli bir iştir.

    Onun için "müstekîm ol" buyruğu, bir Peygamber (s.a.)in
    saçlarını
    ağartacak yoğunlukta bir emirdir.

    Onun için bir Peygamber (s.a.) günde yüz defa Rabbi'ne istiğfar
    diliyle yönelme
    ihtiyacı duyar... Yüz kere kalbini yoklar, yüzlerce kere niyaza ihtiyaç
    duyar...

    Müstekîm olmak, bir koyun sürüsünü, hükümdarın mülkünün yanında ve
    hiçbir
    koyunun çit ötesine geçmesine fırsat vermeden otlatmak gibidir. Ya da,
    tuz
    yalatılmış bir sürüyü, derenin içinden su içmeden geçirmek gibi...

    Nefsin, hevânın, hevesin farkında olma ve onları dizginleyebilme
    işi...

    Adeta, "Bir ateş çukurunun kenarından kurtulmuş" (Al-i İmran,
    3/i03)
    gibi...

    Bütün bunlar, iki şeyi gerektiriyor: Birisi, "hudûdullah"ın,
    yani
    Allah'ın koyduğu sınırların, ölçülerin, çerçevenin, hayat yorumunun
    farkında
    olmak, diğeri ise yaşanan her şeyi ayrıştırmak...


    DEĞERLERİ YENİDEN İDRAK


    Birincisi, yaratılış gayesini yeniden idrak etmekten yola çıkıp,
    ahiret
    sorumluluğuna kadar uzanan çerçevede iman ve hayat düzeni olarak ne
    belirlenmişse her
    şeyi, her şeyi idrak vasatına taşımak anlamına geliyor... Rasûlullah
    Efendimiz, "imanı
    yetmiş küsur bölüm"
    e ayırıyor ve bunların içine, "Lailahe
    illallah-yani
    Allah'tan başka ilâh olmadığı şuuru"
    ndan, "İnsanlara eziyet veren
    şeyi yoldan kaldırma"
    ya kadar düşünceyi, duyguyu ve eylemi düzene
    koyan bir
    muhteva yerleştiriyor. Nerdeyse imanı ve hayatı birebir mezceden bir
    muhteva bu. Bu
    muhtevanın bilinmesi gerekiyor. Bu alanda dehşet verici bir boşluk söz
    konusu, oysa
    hayat boşluk kabul etmiyor ve bu boşluk, hem inanç, hem duygu, düşünce
    ve hayat
    pratiği olarak hakim bilgi bankaları tarafından dolduruluyor. İslâm
    çerçevesini
    bilmemek, bir adım ötede yaşamamak, peşinen, bir başka değer ölçüsüne
    kapı
    aralamak anlamına geliyor. Bir başka değer ölçüsü dediğimiz şey ise,
    küresel bir
    abanışla, sağanaklar halinde dünyayı etki altında bulunduruyor. Boş
    kalbler
    doluyor, boy beyinler dolduruluyor, boş hayatlar tanzim ediliyor...
    Boşluk, savruluşa
    hazır olmak demek. Savuran rüzgârlar ise, fırtınalar kadar kıyıcı...
    Düşünmeyi
    bilmiyorsak düşünmeyi öğretiyorlar, inanmayı bilmiyorsak inanmayı,
    sevmeyi
    bilmiyorsak sevmeyi, korkmayı bilmiyorsak korkmayı, eğlenmeyi
    bilmiyorsak eğlenmeyi,
    yiyip-içmeyi bilmiyorsak onu... Adeta bir hava gibi soluyoruz o zaman
    farklı bir
    iklimi...

    Onun için bilmek gerek... Kur'an'ı bilmek, Rasûllulah'ın hayatını
    hece hece
    okumak... Allah'ın yeryüzünde nasıl bir insan istediğinin farkında
    olmak... İlk
    şart bu.

    Kur'an'ı ve Rasûlullah'ı bir kere daha kendimiz için okumak bir
    bakıma...


    HER ÜNİTEMİZİ AYRIŞTIRMAK


    Sonra, yaşanan her şeyi ayrıştırmak...

    Günlük hayatı ayrıştırmak... İbadeti, siyaseti, iş hayatını,
    insanlarla
    ilişkileri, yazı yazmayı, aile ilişkilerini, devlet sorumluluklarını...
    düşünceyi, imanı ayrıştırıp süzmek...

    En kötü aldatma girişimi Allah'ı aldatma girişimidir...

    Hâşâ, "Allah görmez, duymaz" diye düşünmektir.

    Allah'ı unutmaktır hayatımızda...

    Buradan başlar ölçülerin dışına yönelme... Hududullah'ı aşmanın çıkış
    noktası burasıdır.

    Bu, ne kadar tehlikeli bir yönelişse, imanı, düşünceyi ve hayatı
    ayrıştırma
    da o kadar hayatidir.

    Onun için kalbimize ve dimağımıza yansıyan "Amentü çerçevesi"ni
    adeta
    yeniden iman ediyormuş gibi ayrıştırmak gerekiyor.

    Bu bizi, bizdeki dönüşümün farkına varmaya sevkedecektir.

    Tevbenin ruhi zeminidir bu... Dönüştüğümüzün farkında olmazsak,
    hiçbir zaman
    tevbe gerekliliğini hissedemeyiz çünkü. Yüreğimizin yabancılaştığını,
    bir iç
    yarası gibi hissetmemiz gerekir. Ne diyor Yunus: "Sol böğrümde ince
    bir dert,
    batar Yunus Yunus diye..."


    Tevbe ihtiyacı, bu batıştan kaynaklanır. Bir namaz vakti, Allah'ın
    huzuruna
    duramayacak gibi hissederiz kendimizi meselâ... Arınmışlık duygumuz
    yaralanmıştır.
    Abdest almamıza rağmen, yüreğimizin bir yerlerinde bir kara nokta
    saklanmıştır. Her
    akşam, sabaha borç senedleri sarkar... Geceleri ahirete göçmekten
    korkmaya başlarız.
    Çünkü hesabı verilemeyecek dosyalar yüklenmişizdir. Hayat kitabımızı
    okumak
    ürküntü verir, her cümleden korkarız.

    Gözümüzün, dilimizin, elimizin, kalbimizin, dimağımızın, midemizin,
    kulağımızın ölçüleri, giyim kuşamımız, ümitlerimiz, sevgilerimiz,
    korkularımız, zevklerimiz, acılarımız, mal tutkumuz, fakirliğe,
    zenginliğe karşı
    tepkilerimiz değişmiştir. Tedrici bir başkalaşım içine girmişizdir.

    Kur'an, gıybet'i "ölmüş kardeşinin etini yeme"ye benzetiyor.
    Sonra
    da ilâve ediyor: "İşte bundan tiksindiniz!" (Hucurat, 49/12)
    Dilinizin
    ölçüsünü kaybederseniz, gıybetteki tiksindirici özellik, size tad
    vermeye başlar.
    Günahtan tad almaya başlarsınız.

    Tıpkı bunun gibi, başkalaşım tad vermeye başlar, lezzete dönüşür...
    Fakirin
    acısına duyarsızlaşırsınız. Zenginliği Kârun duygularıyla yaşar, fakire
    gözünü çıkarmadan ihsanda bulunmazsınız. İktidarı Fir'avn ya da Nemrud
    hisleriyle kullanır, zulmü gelenek haline getirirsiniz... Yazdığınız
    yazıda,
    yaptığınız konuşmada, cihadınızda bile nefsinize pay çıkarır, ucbe,
    riyaya,
    zulme tabasbusa yönelirsiniz. Gözünüzün ölçüsü değişmişse, harama
    tutulur,
    midenizin ölçüsü değişmişse, haram lokmaya duyarsızlaşırsınız.
    Ayaklarınızın ölçüsü bozulmuşsa, pisliğe bulaşmak rahatsız etmez sizi...


    Kalbin-dimağın kimyası bozulmuştur âdeta... Her uzuv, yaratılış
    gayesini
    unutmuştur.

    Fıtratın kimyası yerine, nefsi ve hevayı putlaştıran bir terkip
    yüklenmiştir.


    SIRAT'TA YÜRÜR GİBİ...


    Sırat'ta yürür gibi olmak... Bir hesab gününün hassasiyeti ile
    donanmak
    demektir. Rabbin huzuruna çıkış duyarlılığıdır. Allah'ı yakın bilmek,
    şah
    damarından yakın bilmek demektir... Bir nabız atışı gibi duymaktır
    ahireti... Bir
    yoğunlaşma halidir bu, her duygu, düşünce ve eylemde Allah'a yakın durma
    halidir.
    Bir bakıma, dimağla kalbin, kalble uzuvların ahengi, uyumudur...
    Hayatımızda bir kalb
    ve dimağ dengesi oluşturmaktır. Her niyeti "Allah için" kılma
    gayretidir.
    Cennetle cehennem arasındaki kısa ya da uzun yoldaki gerilimi, dünyada
    iken
    hissetmektir. Bir korku bir ümit gelgiti yaşamak, bir cennet rayihası,
    bir cehennem
    endişesi arasında gidip gelmektir. Ve her halükârda Rabbe sığınmaktır...
    Hayatımızı derinden etkileyen savruluşlar karşısında Rabbe sığınmak...
    Hayatı,
    Sırat'ta yürür gibi yaşamak, aslında her an Rabbe sığınmak demek...
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    Kullanıcı profilini gör http://www.formislam.com/frm/index.php
    HiRaNuR
    Site Yöneticisi

    Site Yöneticisi


    Ruh Hali :
    Lakap : AyNuR
    Rep Gücü : 1000165
    Nerden : istanbul

    MesajKonu: Geri: Sırat'ta Yürür Gibi - Ahmet Taşgetiren   Ptsi Mart 15, 2010 8:21 am

    Rolling Eyes Allah razı olsun

    http://islamgezginleri.to-relax.net/
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    Kullanıcı profilini gör http://darulislam.pforum.biz/forum.htm
    güller
    Gelişmiş üye
    Gelişmiş üye


    Ruh Hali :
    Lakap : güller
    Rep Gücü : 1693
    Nerden : Dünya misafirhanesinde yolcu.

    MesajKonu: Geri: Sırat'ta Yürür Gibi - Ahmet Taşgetiren   Ptsi Mart 15, 2010 5:44 pm

    Çok güzel bir paylaşım Emeğine ,yüreğine sağlık kardeşim.
    Selametle.
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    Kullanıcı profilini gör http://www.hakikatdamlalari.net/
    Sponsored content




    MesajKonu: Geri: Sırat'ta Yürür Gibi - Ahmet Taşgetiren   Bugün 10:38 am

    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
     
    Sırat'ta Yürür Gibi - Ahmet Taşgetiren
    Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
    1 sayfadaki 1 sayfası
     Similar topics
    -
    » Vücudumuzda SistemLer Fen biLgisi

    Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
    islamgezginleri :: (¯`·.(¯`·.KüLTüR-eDeBiYaT.·´¯).·´¯) :: Serbest kürsü-
    Buraya geçin: